İsmail Detseli’nin köşe yazısı

 

BAYRAM YAPMANIN GEREĞİNİ YERİNE GETİREBİLDİK Mİ?

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa arrow Mevkii Adları arrow Pınar, Kuyu ve Sarnıçlarımız
Köyümüz Pınar ve Sarnıçları Yazdır E-posta
  
Gilissıra’nın Sarnıç, Kuyu ve Çeşmeleri
     
Pinar ve sarniclar

 
Güzel Anadolu coğrafyasının güzel yüzlü, iyi huylu, temiz kalpli hayırsever insanları..
16 Haziran 2009 / 00:06
İsmail DETSELİ

Güzel Anadolu coğrafyasının güzel yüzlü, iyi huylu, temiz kalpli hayırsever insanları, Türk İslam kültürü ile fethettikleri Anadolu topraklarında gerek Selçuklu, gerekse Osmanlı terbiyesi ve İslam bilgisiyle İslami telkinlerle yaratılanlara yaratanın rızası için birçok hayırlı eser yaparak su hayrında çok yarışmışlardır.

Ayrıca kuyu, çeşme, sarnıç ve misafir odaları gibi hayırlı eserlerin yaşatılması ve bakımı için de maliki bulundukları tarla, bahçe, dükkân, ev, çayır gibi mülklerini vakfetmişlerdir. Eğer bir eser, köylülerce imece usulü ile yapılmışsa, onun idamesi yine köylülerin bakım yapması ile yaşatılmış. Yok, bu hayırların, sahibül-hayratın bir banisi var ise onun adına vakfedilmiş, işletenler tarafından bu eserler korunmuş ve korunmaya devam etmektedir. İşte bizim köyümüzde de bu gibi köy işbirliği ile yapılan eserler, çeşmeler, kuyular ve sarnıçların haricinde şahıslar, sülaleler tarafından yapılmış ve geleceğe bırakılmış eserlerin her birinin adına ya tarla ya bahçe ya da çayır gibi vakıflar vardır. Her yıl veya iki üç yılda bir yenilenen köyün inamlı kişileri tarafından bu gelenek sürdürülmektedir.

Köyüm Gökyurt’un içinde, arazisinde, dağında, her yerinde olan çeşme, kuyu, sarnıçlarını bildiğim aklımda kaldığı kadarı ile sizlere anlatmaya çalışacağım. Şayet yanılgım olursa affola. Benim yaşadığım 1950’li yıllarda yani elli altmış yıl kadar öncelerini yazacağım tabiî ki bu günlerden bahsetmeyeceğim. Çünkü bu yıllarda her evde birer çeşme var, cereyan var, yani her türlü imkan mevcut günümüzde. Daha evvelki yazılarımda köy içerisindeki çeşmelerden bahsetmiştim. Şimdi kısa bir hatırlatma yapıp esas mevzuya döneceğim.
Bu köy ve mahalle çeşmelerinin eski yıllarda insanların yaşamında hayvanların sulanmasında büyük önemi vardı.
Köydeki ortak kullanılan çeşmelerden:
Başpınar Çeşmesi,
Allı Mahalle Çeşmesi,
Tuz Taşı Mahallesi Çeşmesi,
Aşağı Büyük Cami Mahalle Çeşmesi,
Salkım Söğütlü Aşağı Mahalle Çeşmesi,
Okul Çeşmesi,
Mezarlık Çeşmesi
sonradan ilave edildi.
Bu pınarlardan köyümüzün kadınları büyük toprak testilerle sırtlarında evlerine su taşırlar, sürekli akan bu pınarların önünde özel olarak taşlardan oyulup pınarların ayaklarına yerleştirilmiş su ile dolan kurnalardan da hayvanlarımız sulanırdı.
Konya’nın içi de o yıllarda pek farklı değildi. Her mahallede birer sokak çeşmesi, hatta sarnıç, kuyu olurdu. Mahalle sakinleri su ihtiyaçlarını bu tür yerlerden karşılarlardı.
Bu çeşmelerin önemini böylece belirttikten sonra köyümüzün çevresindeki çeşme, sarnıç ve kuyulardan da söz etmekte fayda var. Yüksek bir yerde olan bizim köyümüzün çıkış yerlerine “Devrek” adı verilir. Bunu daha evvel de yazdım. Her köy girişinde devreklerde birer sarnıç vardı mutlaka.

Mezarlık Devreği Sarnıcı,
Allı Mahalle Devreği Sarnıcı,
Allı Pınar Yanındaki Sarnıç,
Başpınar Devreği Sarnıcı,
Ardıç Altı,
Dağyolu Sarnıcı,
Allı Mahalle harmanlarındaki Mevlütlerin Sarnıcı,
Paul Önü Sarnıcı gibi.

Bu sarnıçların bilhassa yaz günlerinde ve akarsuların bulunmadığı yerlerde önemi çok fazla idi. Köy etrafındaki sarnıçlar genelde yaz günlerinde mallarını sağarak kışlık katık, yağ, peynir almaya çalışan hamarat kadınlar ile doluydu. Kadınlar sabah erkenden buralardan testilerine doldurup sırtlarında getirdikleri soğuk sular ile turfan yayıp yağ almalarını sağlardı. Çünkü ne cereyan ne de buzdolabı vardı o yıllarda. Köy çeşmelerini ve sarnıçları saydıktan sonra artık araziye çıkıp buralardaki su, sarnıç, pınar kuyu, yer suyu kaynaklarını ve hatta gaklıkları bile yazalım da gelecek nesil atalarının yaşantısından haberdar olsun. Çünkü hem sarnıçlar hem de dapındırıklı kuyular birer tarih oldu.
Şimdi köyümüzün kuzeyinden inerek yazmaya başlayalım.
Yeni Pınar, Söğütlü Pınarı… Burası üzeri kapalı ve suyunun da kışın sıcak yazında soğuk akması nedeni ile köy kadınlarının çamaşır yıkamak için kullandıkları bir yerdi. Daha bunun gibi bir ilerde yazacağımız Keten Gölü Çeşmesi ve kapalı bol su kaynağı bulunan çamaşır yıkama yeri idi.
Üç Pınarlar köye yakın bir yerde üç tane pınardı, karşılıklı akardı. Bunların çıkardığı sesten ayrı bir ahenk oluşurdu gecelerde.
Mezarlık Altı Kuyusu,
Hoca Pınarı,
Mezarlık Devrengi Pınarı
Kemal Bağ Ardı Pınarı ve Sarnıcı
dedikten sonra doğu yönüne ilerleyelim.
Karabağ Pınarı
Aşırı Pınarı,
Mehmet’in Pınarı,
köye doğru dönünce
Kızılyer Pınarı
sonra yapılmış olan Tekke Köprüsü Pınarı
Değirmen Arkası Pınarı
arazimize karışık olan İlyas Baba Tekke köyüne girerken
Süt Pınarı ve
diğer mezarlık yanındaki Türbe Pınarları
Dere Pınarı.
Bunların yanında
Harmanlar Sarnıcı,

yine köyün kuzey yönüne giderek
Aşağı Adaçayır Pınarı
ve yanındaki çay üzerinde kurulmuş ipek yolu sanılan Selçuklu eseri bir köprüyü de yazımıza yazdıktan sonra
Bağlıca Pınarı,
Ağaçucu Kuyusu,

Yukarı Adaçayır iki hülleli ve tek hülleli karşılıklı duran iki pınarları yazmış olalım.
Dalgan gölü pınarı,
Yarık Pınar,
Beylik Yer Kuyusu,
Hatıplar Kuyusu,
çorakta Topal Seyid’in Kuyusu,
İmir’in Tarlaları içinde üç tane pınar,
Mula’daki Arzının Pınarı,
Çatal Göl yanındaki Pat Pınarı (yerden kaynak)

Geçelim, Yanık Yer gediğine ve Soğla’ya. En meşhur sarnıç,
Yanık Yer Gediği Sarnıcı,
Kumrallı Arkası çayırlarına giderken Karının Sarnıcı, yanına bir de pınar yapılmış.
Artık batıya gitmeden kuzey arazimiz içinde olan kuyu ve pınarları ele alalım. Yanık Yer Gediği’nden sonra ilk Kuyu Tekkeller Kuyusu,
Ak Kuyu yanında bir pınar var, suyu akmıyor.
Selvi Kuyu,
Arlı Kuyu sonra yanına bir pınar yapılmış maalesef sürekli akmıyor.
Tekkeller Koyağı Kuyusu da susuz döllük kuyusu.
Kışla Pınarı buradan bir kol Kuruçay’a doğru ayrılıp bir pınar yapılmış, sürekli akıyor.
Oyum Ağaç Pınarı suyu verimli. Oyum Ağaç Kuyusu yine yol kıyısında
Circir Pınarı,
Fesliki Kuyusu,
Kör Kuyu Boğazı Kuyusu,
Sümbül Hasan’ın Kuyusu
ise suyu şimdi yok, kör bir kuyudur.
Son olarak Botsa ile karışık olan arazimizde meşhur Damla Sarnıç, sürekli tepesinden su damladığı için bu adı almıştır.

Bu arazimiz su yönünden hayli zayıf olduğu için burada gaklıklar da çok önem taşır insan yaşamı için.
Gaklık ne midir?
Arazide bulunan doğal büyük kayalıkların üzerinde oluşmuş olan çukurluklara yörede gaklık denir. Bunların içine yağmurda ve karda dolan sular, bahar ve yaza doğru uzun bir vakit durur. Kullanan çobanlar ve çiftçiler de bunların üzerlerini taş ile kapadıklarından suyun temiz kalması da sağlanır insanlara içme suyu olarak hizmet sunar.
Kışla ve oyum ağaç çeşmeleri bu arazimizde otlayan ve ağıllarda yatan davar ve sığır sürülerinin sulanmasında çok önemli bir yere sahiptir. Bu arada Kıran Kaya denilen ve suyu kıt olan bir mevkide sonradan yapılan kuyunun da halen suyu mevcut olup insanların faydalandığı bilinir. Bu arazideki köylünün ortak malı olan ve malların yatıp muhafazasında kullanılan ağıl ve tokatların, pınarların, kuyuların da her yıl imece usulü ile köylüler tarafından bakımları yapılır.
Şimdi köyün güney tarafındaki bahçelerde bulunan pınarları da yazıp dağ kısmına doğru çıkalım.

Önce Tekke Köprüsü Çeşmesi
Manay’ın bitiminde yol ayrımında bulunan çeşme ve tekke köyündeki Süt Pınarı,
Evliya yolu üzerindeki Harmanlar mevkiindeki sarnıç,

Daha köy içersinde ve kıyısında isimlerini bilemediğim birçok pınarı da anlattıktan sonra yine Gökyurt köyünün Paul Önü mevkiinde bulunan kral yolu olarak bilinen ciğer yerine doğru köprübaşı çeşmesi ciğer yeri pınarına varılır. Suyunun içim çok leziz ve yumuşak olan bu pınarın suyu, bazı idrar yolu hastalıklarına iyi geldiği köylüler tarafından bilinirdi. Az ama sürekli akan bu pınar hastalara bir şifa kaynağı idi. Bahçeler arasında yeni yapılan birçok ismini bilemediğim pınardan sonra
Kuyu Değirmen (Güney) Sarnıcı ve yukarıdaki tana kulağı pınarına varılır. Yüksek dağlardan süzülerek baya kalabalık bir kaynak suya sahip olan bu pınardan insanlar kana kana su içerlerdi.
Buradan geri dönmeden devamla
Aşağı Kestel Pınarı,
Kükürt Boğazı Pınarı,
Ayı Mekesi Pınarı,
Yumru Taş Çayırları Pınarı ve Sarnıcı
Akpınar
Büyük Gilisira Yaylası Pınarı,
Tekke Yaylasında Elmalı Pınar,
Çöğürlü Boğaz Pınarı,
Su Çıktığı Pınarı,
Musa Bey Pınarı,
Yassı Taş Pınarı,
Göbeleklik denen yerdeki Kaynak Pınarı,
Çoş Yatağı Pınarı,
Çoğarap Pınarı,
Gökbel Pınarı,
deyip İnlice hududunu kestikten sonra yine dönelim köyümüzün çıkışındaki dağ yoluna. Önce Müskümürt denilen yöre yoluna…
Yukarı Veleyin Pınarı,
Keten Gölü Pınarı ve Keten gölünün su kaynağı Seki Pınarı,
Müskümürt tarlalarının yolunun içindeki yer kaynağı olan Gök Pınar,
Akgedik Sarnıcı,
Yukarı Kestel Pınarı ve Kestel Ağılları Pınarı.
Tekrar köyün çıkışından başlayalım…
Aşağı Veleyin Pınarı,
Ahmatlar Çayırları Sarnıcı ve Künk Açığı Pınarı
Harman Kaya’dan Körhasan Söktüğü Sarnıcı
aşağıda Bayram Pınarı
Karakuz’da Hacı Kurunun Sarnıcı,
Taş Ağıl Kuyusu,
İblahan Gediği Sarnıcı,
Çimenin Pınarı,
Aralık Sarnıcı,
Taş Ak Burağı Pınarı ve sarnıcı.
Buralar Kumrallı köyünün hudutlarındadır. İsimleri :
Tutlar Pınarı
İblahan Güneyi Pınarı.
Bağönü Pınarı
Kumrallı Yaylası Pınarı
İslam Gediği’nden Kışla yaylasına çıkalım.
Meşhur Por pınar
Türkmen mezarları içindeki akarsular
Kışla Yaylası Pınarı
aşağıda Topuzluk Pınarı
samrakta Veli Oğlu’nun Pınarı,
Kaya Pınarı,
Isırgalı Dağı’nda Göllü Çukur Kaynak Pınarı
ve Arayayla başındaki Seyit Oğlu’nun Sarnıcı,
Cansız’ın çayırlığındaki Veysel Oğlu’nun Kuyusu,
Ahır damlarının üstündeki Dazlak Pınarı,
Küçük Gedik’teki Kirazlı Boğaz Akarsuyu,
Daha gerideki kalaycık kuzu boğazındaki Gılevlinin Sarnıcı
Alisumas gediğindeki sarnıç
Alisumas’ta Yılan Pınarı,
Teke Pınarı.
Ağaç yolu üstünde Semercilerin Sarnıcı,
ağaç yolundaki kaynak pınarı,
Ahmatlar Deresi akarsuyu in,
ağıl önündeki köyümüze gelen ana su kaynağı
Ahmatlar Güneyi Sarnıcı 
Ahmatlar güneyine çıkış yolu Körpe Taşı mevkiinin üzerinde bir meşhur gaglık var ki yaz kış hiç suyu eksik olmaz. Burası da çok meşhur bir sulak yer.
Şimdilik aklımdakiler bunlar. Ben Konya’ya göçtükten sonra yapılan pınarları da yazdım, unuttuklarım var ise affola…
 
Advertisement